Sessizliğin Söyledikleri
Kendini dinlemenin sessiz gücü
Doç. Dr. Çağlar Erbek
Gürültü yalnızca sokaktan, televizyondan ya da kalabalıktan gelmiyor. Bazen insanın zihni, bütün bunlardan daha fazla ses çıkarıyor. Yetişecek işler, alınacak kararlar, cevap bekleyen mesajlar, ertelenmiş konuşmalar… Hepsi aynı anda insanın içinde dönüp duruyor.
Bu yüzden sessizlik, sadece sesin olmaması değildir. Biraz da insanın kendisiyle yeniden karşılaşmasıdır.
Günlük hayat bizi sürekli dışarıya çeviriyor. Kim ne dedi, ne yapılmalı, neye yetişilmeli… Bunları düşünüyoruz. Ama kendi içimizde ne olup bittiğini çoğu zaman duymuyoruz. Belki de duymak istemiyoruz. Çünkü insan sessiz kaldığında, yalnızca huzurla değil, uzun zamandır ertelediği sorularla da karşılaşır.
Bu yüzden elimiz hemen telefona gider. Televizyon açık kalır. Yürürken bile kulaklığımızı takarız. Birkaç dakika hiçbir şey yapmadan oturmak, bazen dinlenmekten çok huzursuz eder. Çünkü sesler çekilince, içimizdeki yorgunluk görünür olur.
Oysa insanın kendisinden sürekli kaçması mümkün değildir.
Sessizlik bize hızımızı değil, yönümüzü düşündürür. Nereye yetiştiğimizi değil, neden bu kadar koştuğumuzu sorar. Bazen yanlış bir yerde durduğumuzu, bazen de doğru yolda olduğumuz hâlde kendimize fazla yüklendiğimizi fark ederiz.
Kendini dinlemek, her soruya cevap bulmak değildir. Bazen sadece yorulduğunu kabul etmektir. Bazen kırıldığını, özlediğini ya da değişmek istediğini fark etmektir. Her şeyi hemen çözmek zorunda değiliz. Ama hiçbir şeyi duymadan yaşamak da mümkün değil.
Bir hafta sonu sabahında içilen çay, kısa bir yürüyüş, pencerenin önünde geçirilen birkaç sessiz dakika… Bunlar küçük şeylerdir. Ama insan bazen hayatını tam da böyle küçük anlarda yeniden tartar.
Bu hafta sonu hayatın sesini biraz kısın. Telefonu bir kenara bırakın. Birkaç dakika hiçbir yere yetişmeye çalışmayın.
Belki büyük bir cevap bulamazsınız.
Ama uzun zamandır susturduğunuz kendi sesinizi yeniden duyabilirsiniz.





