İnsan birini gerçekten unutur mu, yoksa onsuz yaşamayı mı öğrenir? Hafızanın, zamanın ve yarım kalan sevdaların üzerine bir yazı.
| | | |

İnsan Birini Unutur mu, Yoksa Onsuz Yaşamayı mı Öğrenir?

Doç. Dr. Çağlar Erbek | 3 Ekim 2026


İnsan gerçekten unutur mu?

Bazen buna kolayca “evet” diyoruz. Zaman geçer, hayat sürer, bir dönem dünyamızın merkezinde duran biri yavaş yavaş geride kalır. Adını eskisi kadar anmayız, nerede olduğunu merak etmeyiz.

Sonra bir şarkı çalar. Yıllardır geçmediğimiz bir sokaktan geçeriz. Bir koku, sıradan bir cümle yetiyor ve kapandığını sandığımız bir kapının aslında hiç kapanmadığını fark ediyoruz.

Demek ki bazı insanlar unutulmuyor. Sadece hayatımızın başka bir yerine taşınıyor.

Belki de birini özlediğimizde yalnızca onu özlemiyoruz. Onun yanındayken olduğumuz kişiyi de özlüyoruz: o günlerin telaşını, umudunu, cesaretini, saflığını.

Hatırlamak beklemek değildir. Özlemek geri dönmek istemek değildir. İnsan, geri gelmesini hiç istemediği birini bile özleyebilir. Çünkü özlemek aklın kararı değil, hafızanın insana oynadığı küçük bir oyundur.

“Zaman her şeyi iyileştirir” deriz. Belki zaman hiçbir şeyi iyileştirmiyor, yalnızca bizi değiştiriyor. İlk günlerde dayanılmaz olan yokluk, bir süre sonra hayatın sıradan gerçeklerinden birine dönüşüyor. Sabah uyanıyor, işe gidiyor, çocukların büyüdüğünü görüyor, yeni insanlar tanıyoruz. Bir gün fark ediyoruz ki günlerdir onu düşünmemişiz. Bu, silindiği anlamına gelmiyor. Sadece onsuz yaşayabilen yeni bir insan olmuşuz.


Sevdanın en zor yanı da kavuşamamaktan çok yarım kalmak. Tamamlanan şeyin bir sonu vardır; hayal gerçeğe döner. Yarım kalanda ise hep bir ihtimal bekler. “Biraz daha cesur olsaydık?” “O gün gitmeseydim?” Yaşanmayan ihtimaller yaşlanmaz, zihnin köşesinde oldukları gibi dururlar.

Hafıza iyi bir tarihçi değildir.

Kırgınlıkların ayrıntısını siler, güzel bir akşamı bırakır. Tartışmanın cümlelerini unutur, bir gülüşü saklar. Özlediğimiz kişi de zamanla biraz gerçekten, biraz hayalden yapılmış başka biri olur.

Yaş aldıkça sevmenin anlamı da değişiyor. Gençken sevmenin içinde biraz sahip olmak vardır. Sonra insan, sevmenin her zaman birlikte olmak demek olmadığını öğrenir. Birinin hayatında artık yerimiz olmadığını kabul etmek, onun iyi olduğunu bilmek ve karışmamak, belki de sevdanın en sessiz hâlidir.


Yıllar sonra bir gün adını duyarsınız. İçiniz eskisi gibi sıkışmaz. “Keşke” demezsiniz. Kısa bir süre susar, sonra gülümsersiniz. İşte o an anlarsınız: Unutmamışsınızdır ama artık acımıyordur.

Birini gerçekten geride bırakmak belki de budur. Hafızadan silmek değil, hatırladığınızda hâlâ aynı yerde durmamak.

Bu yüzden “İnsan birini unutur mu?” sorusunun kesin bir cevabı yok. Ama başka bir sorunun var: Onsuz yaşamayı öğrenir mi?

Evet. Hem de çoğu zaman kendisi bile fark etmeden.


Bazı insanlar bizimle kalmaz. Ama bizde kalır.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir