Haziran Sıcağında Karşıyaka
İzmir’de haziran bir uyarı gibi gelir. Ama bu uyarıyı en güzel Karşıyaka duyar.
Sabahın erken saatlerinde Bostanlı sahil şeridinde yürüdüğünüzde, körfez henüz uyanmamış gibidir. Su düz ve ağır, rengi kurşun ile mavi arasında bir yerde. Birkaç balıkçı oltasını atmış, ses çıkarmadan oturmuştur. Ötede Karşıyaka iskelesi, sabah sisinde hafif bir gölge gibi durur.
Vapur henüz gelmemiştir ama iskele insanları çoktan toplamaya başlamıştır — gazete altında, termos içinde, erken işe gidecek olan o bildik yüzler.
Bostanlı’da sabah bu şekilde başlar. Yavaş, farkında, bir şeylerin hâlâ mümkün olduğuna inanan bir sabah.
Ben bu inancı severim. Çünkü şehirlerin çoğu bu inancı çoktan yitirmiştir.
Körfezin karşı yakası
Karşıyaka, İzmir’in diğer yakasıdır — hem coğrafi hem ruhsal olarak. Körfezin karşısında durmak, şehre başka bir açıdan bakmayı öğretir insana. Bazen mesafe, netlik getirir.
Bostanlı’nın sahil boyundan Karşıyaka çarşısına uzanan o dar ama kalabalık sokaklarda yürürken, şehrin başka bir temposunu hissedersiniz. Büyük AVM’lerin soğuk koridorları değil bu — yıllanmış bakkallar, çiçekçiler, esnafın önündeki plastik sandalyeler, bir köşede oturup yıllarca aynı çayı içmiş gibi görünen adamlar.
Haziran geldiğinde bu insanlar bir tuhaf sabırsızlığa kapılır. Yaz artık kapıdadır; sahil açılacak, akşamlar uzayacak, çocuklar okulu bitirip sokaklara dökülecektir. Bu beklentiyle birlikte şehrin sesi değişir. Biraz daha gürültülü, biraz daha açık, biraz daha affedici olur.
Akşam, su ve şehir
Bostanlı sahilinde akşam üstü oturup körfeze bakın. Karşıda, solda Konak’ın silueti. Sağda, uzakta Bayraklı kuleleri. Önünüzde su. Arkanızda şehir.
İşte tam bu anda, bu basit anda, çok şey dağılır insanın içinde. Gündüzün koşturmacası, ekranların gürültüsü, bitmek bilmeyen yapılacaklar listesi. Hepsi su üstünde eriyip gider gibi olur.
Karşıyaka bunu sunar size. Büyük bir şey vaat etmez — hiçbir turizm broşüründe çıkmaz, hiçbir “mutlaka görülmesi gereken yerler” listesine girmez. Ama tam da bu yüzden değerlidir. Gerçek şehir hayatı burada sürer: alışveriş arabalarıyla iskeleye inen yaşlı kadınlar, okul çıkışı gürültülü çocuklar, Karşıyaka Stadı’nın etrafında dolaşan eski taraftarlar.
Haziran sıcağı bu hayatı eritip yoğunlaştırır. Her şey biraz daha belirgin, biraz daha canlı, biraz daha kendisi olur.
Belki de şehri sevmenin yolu budur: onun en sıradan anında, en sakin köşesinde, en olağan yüzünde bir şeyler bulmak.
Karşıyaka’nın karşısından baktığınızda İzmir bütün olur. Ve bütün olan her şey, bir süreliğine de olsa, güzeldir.
Doç. Dr. Çağlar Erbek
Haziran 2026






