29.11.2016

Kazakistan'da Demokratikleşme Ve Modernizasyon Çabaları; Nazarbayev Faktörü

PAYLAŞ

SSCB sonrası Orta Asya ülkelerinde yaşanan siyasi gelişmelerin karakteristik özelliği, demokrasinin yukarıdan aşağıya doğru ve çoğunlukla eski rejimin üst düzey yönetici kadroları tarafından geliştirilmesidir. Bu durum başlangıçta çeşitli sıkıntıların yaşanmasına neden olmuşsa da, yeni anayasaların kabulü, parlamentonun, siyasi partilerin ve STK’ların kurulması gibi ciddi adımlar sorunların çözümünü kolaylaştırdı.

Söz konusu ülkelerde gerçekleştirilen anayasal reformlar bu ülkelerin, geleneksel toplumu ve siyasi rejimleri yeniden yapılandırma, batı kaynaklı anayasa normlarını kendi kültürüne aşılama çabası ile ilgi olarak görülebilir. Küreselleşme ve modernizasyon beklentilerine bölgedeki ülkelerin farklı cevaplar verdiklerini ve farklı modeller sergilediklerini söyleyebiliriz. Örneğin, renkli devrim (Kırgızistan), otoriter modernizasyon (Kazakistan),  reform karşıtlığı (Tacikistan ve Özbekistan) veya mevcut yönetim şeklinin dönüşmekte olduğunu göstermek için yapılan biçimsel değişiklikler. Kazakistan’da Anayasa Mahkemesi’nin kaldırılıp yerine Anayasa Konseyi’nin kurulmasını ya da Kırgızistan’da 2012 yılında yaşanan devrimin ardından Anayasa Mahkemesi’nin iptal edilmesini demokratikleşme ve modernizasyon yolunda görülen tezatlardan olduğu söylenebilir.

Ancak bütün olumsuzluklar rağmen Kazakistan Cumhuriyeti demokratikleşme ve modernizasyon yolunda kısa sürede çok büyük mesafe kaydetmeyi ve önemli kazanımlar elde etmeyi başardı. Kazakistan Cumhuriyeti kısa zamanda güçlü, istikrarlı ve çevresine örnek olacak bir ülke haline geldi.

Kazakistan’ın başarısının en önemli nedenlerinden biri de Kazakistan’da uygulanan otoriter modernizasyon ve demokratikleşme metodunun ülke ve bölge koşulları açısından en uygun model olmasıdır diye düşünüyoruz. Nitekim her ülkeye aynı hazır reçetenin sunulması düşüncesinin sonuçlarının hayal kırıklı olabileceği unutulmamalıdır. Kazakistan geçmişle gelecek arasında bağ kurmayı, evrensel demokrasi normlarını kendi kültürüne kademeli biçimde uyarlamayı başarmıştır.

Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in karizmatik liderliği ve akılcı politikaları sayesinde ülke uluslararası normlara uygun bir Anayasaya kavuşmuş, ihtiyaç duyulduğunda anayasal ve yasal reformlar geçekleştirilmiş, siyasi partiler ve STK’lar kurulmuş, laiklik benimsenmiş, bölge ve dünya ile bütünleşme yoluna girilmiş, güçlü bir ekonomi ve siyasi istikrar sağlanmıştır.

Uzun yıllar Ruslaştırma politikalarına maruz kalan, dilini, tarihini, kültürünü unutmaya zorlanan Kazak Halkı Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev önderliğinde üzerindeki ölü toprağını atmış ve dünya siyaset sahnesine bağımsız, demokratik ve her anlamda güçlü bir ülke olarak çıkmayı başarmıştır.

Kazakistan’ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanmasında SSCB’nin son yıllarda yaşadığı büyük sorunların, zayıflama ve dağılma sürecine girmiş olmasının elbette önemli bir rolü olmuştur ama asıl önemli etken Kazak Halkının yüzyıllardır sönmek bilmeyen bağımsızlık ve özgürlük tutkuları, cesaretleri ve mücadeleci karakterleridir.

Çağdaş demokratik bir toplum ancak kişi hak ve hürriyetlerini güvence altına alan ve bireyi ikinci plana iten yaklaşımları reddedilmesi gerekliliğinin bir bütün olarak benimseyen bir anlayışla şekillendirilebilir.  Kazakistan’da modernizasyon ve demokratikleşme çabalarına bu perspektiften bakıldığında bunun hiç de kolay bir süreç olmadığı anlaşılacaktır.

Siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan son derece yıpranmış, çökmüş bir sistemin ardından, Kazak Halkının biran önce kendini toparlama ve kendi ayakları üzerinde durma mücadelesi takdire şayandır. Türk Dünyası’nın “Ak Sakallısı” olarak kabul edilen Nursultan Nazarbayev büyük bir liderdir ve halkının bağımsızlık mücadelesinde önemli roller üstlenmiştir.  Kazakistan’ın bağımsızlığının sağlanması ve korunması için güçlü bir lidere, güçlü bir ekonomiye, dinamik bir nüfusa, güçlü bir orduya, ileri bir teknolojiye ve yeni bir vizyona ihtiyacı vardı ve bunu sağlayan kişi Nursultan Nazarbayev oldu.

Nursultan Nazarbayev ABD ve AB ile ilişkilerini geliştirerek, stratejik açıdan Rusya ve Çin arasında sıkışmaktan kurtulmuş ve komşularına karşı daha geniş bir manevra alanına kavuşmuştur. Bu gelişme Nursultan Nazarbayev’in dış politikada ne denli başarılı olduğunu ve stratejik açıdan ne denli doğru hamleler yapabildiğini gösteren önemli göstergelerden biridir.

Kazakistan sahip olduğu zengin yeraltı kaynaklarını, dünya ve bölge açısından büyük önem taşıyan jeopolitik konumunu, siyasal ve kültürel birikimini çok iyi değerlendirmiş, bölgesindeki ve dünyadaki dengeleri iyi analiz etmiş, uluslararası normlara uygun laik, demokratik bir cumhuriyet yolunda ilerlemeyi tercih etmiş ve bu sayede de şaşkınlık verecek derecede hızlı bir biçimde bölgenin lider ülkesi olmayı başarmıştır.
Expo 2017’yi Astana’nın kazanmış olması, bile başlı başına Kazakistan Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda ne denli başarılı olduğunu anlamamıza yetecektir.

2012’de yapılan değişiklikle “Türk Keneşi” adını alan, Türkiye, Kazakistan, Azebaycan ve Kırgızistan’ın içinde yer aldığı “Türk Konseyi”nin fikir babası Nursultan Nazarbayev’dir ve Nazarbayev’in Türk Dünyası’ndaki etkisi her geçen gün biraz daha artmaktadır.

ÇAĞLAR ERBEK
PAYLAŞ

Author: verified_user

0 yorum: