İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

SOYUT SANAT

  Doç. Dr. Çağlar ERBEK 18. yüzyılda İngiltere’de buhar makinesinin bulunmasıyla birlikte başlayıp gelişen makineleşme ve ardından yaşanan sanayi devrimi, Avrupa’da ve ardından da tüm…

Dört Bin Yıllık Türk Zeka ve Strateji Oyunu: Dokuz Kumalak (Dokuz Taş)

Prof. Dr. Abdulvahap Kara
Türk milletinin dünyanın en eski ve önemli kültürlerinden birinin sahibi olduğu bilinen bir gerçektir. Bunu dil ve kültürel varlıklarımız ile tarihimizin derinliği açıkça ortaya koymaktadır. Yeni araştırmalar, Türklerin strateji ve zeka oyunlarında da söz sahibi olduğunu gün ışığına çıkarmaktadır. Bunun en somut örneği günümüzde pek az Türk ülkesinde yaşatılmakta olan “dokuz kumalak” veya “dokuz taş” oyunudur. Bu oyun milletimizin hem en eski ve hem de yüksek bir kültürün mirasçısı olduğunu açıkça göstermektedir.

Soyut Sanat ve Adem GENÇ

Adem Genç’in sanat anlayışının temelinde kapitalist üretim ilişkilerinin, toplumsal yaşam tarzının ve teknolojik gelişmelerin yarattığı sorunlar ve çelişkiler yatmaktadır. Bu nedenle, sanayi toplumunun ortaya çıkışına…

İlkel Topluluklarda Sanat

İspanya Altamira Mağarası, yaklaşık 15 bin yıl öncesine ait. Soy, sop, klan düzeninin egemen olduğu ilkel topluluklarda insanlar, avcılık ve toplayıcılıkla yaşamlarını sürdürüyorlardı. Ortaklaşa bir…

Sanatın Başlangıcı ve Kaynakları

Fransa Chauvet Mağarası, yaklaşık 30-32 bin yıl öncesi

Neredeyse insanlık
tarihi kadar eskidir sanat. İlkel topluluklardan günümüze kadar uzun bir
geçmişi vardır. Sanat her şeyden önce bir anlatım tarzıdır. Bu anlatım tarzı da
belli bir çalışma süreci ile ortaya çıkmaktadır. Çalışma ise insana özgü bir
etkinliktir. Nitekim, insanın diğer hayvanlardan farklılaşması, ellerini
kullanarak, doğaya karşı savaşımında kendisine yardımcı olacak aletleri
yapmasıyla başlamıştır. Başlattığı çalışma süreci ile bir yandan doğayı
değiştirirken, aynı zamanda kendisini de yaratmıştır.

GELENEKSEL TÜRK EVİ

Ev, içinde tek ailenin barındığı bağımsız konut şeklindeki yapılardır. Türkler bu barınma yerini ” iv, yiv, üv, ayak, kerkü, gerege, çadır ” vb. adlarla adlandırmışlardır.…